Kimdi bu Akıncılar ? | Bozüyük Haber Ajansı | Bozüyük Haberleri Bozüyük Haber Ajansı | Bozüyük Haberleri

Bozüyük Haber Ajansı | Bozüyük Haberleri

Kimdi bu Akıncılar ?

Akıncıların temelini Osman Gazi döneminde, Köse Mihal atmıştır. Osmanlı’nın bir uç beyliği olarak kısa sürede devlet haline gelmesi ve topraklarının genişlemesinde akıncıların katkısı çok büyüktür.

ANA SAYFA » TARİH » Kimdi bu Akıncılar ? Güncelleme Tarihi: 12 Eylül 2020 16:22
Kimdi bu Akıncılar ?

İlk zamanlar akıncıların çoğu Osman Gazi’nin yoldaşları olan kumandanların çocuklarıydı. Divan-ı Humayun, Akıncı Beyleri’nin yaptıkları atamalara karışmazlardı. 16. yüzyılın sonlarında sayıları 40 bin olan akıncı mevcudu, daha sonraları düzenli birliklere dönüşle birlikte sayıca azalmaya başlamışlardı.

Yapılan akınların başı olan Akıncı Beyi, emirleri doğrudan doğruya padişahtan alırdı. Akıncılar, defalarca devletin bekası için canını tehlikeye attığı için diğer birçok subaşından daha imtiyazlıydılar. Akıncılar, kendi iç düzenlerinde fedai, dalkılıç, serdengeçti, deli, azap, gönüllü, beşli gibi şahıs ve grup isimleri alırlardı. Saldırılan kalenin düşmesinin ardından kale içindeki çarpışmalarda “Serdengeçtiler” düşmanın en içinde çarpışırlardı.

Akıncılığa kabul edilmek çok zordu. Akıncı olabilmek için doğrudan doğruya gönül rızası gerekliydi. Zira kötü bir akıncı, birliğin yenilmesine hatta yok olmasına neden olabilirdi. Çok süratli hareket edebilen, çok iyi at binme becerisi ve günlerce at sırtında gidebilme yeteneği olan, çok iyi cenk edebilme ve kılıç kullanma kabiliyetine sahiptiler.

Akıncı olabilmenin bir şartı da Türk olmaktı.

Devşirmeler, yani yabancı kökenli azınlık mensupları devletin her kademesinde görev alabiliyorken akıncıların içine karışamazlardı. Ayrıca akıncı olmak isteyen bir Türk’ün imam, köy kethüdası veya dürüst birini kefil göstermesi gerekiyordu.

Akıncıların atları hızlı, dayanıklı ve süratli olanlardan bineklerden seçilirdi. Akıncılar sefere çıkarken yanlarında dört-beş at götürürler, yorulan atları konak yerlerinde bırakarak, hız kaybetmeden yollarına devam ederlerdi.

Özellikle şunu belirtmemiz gerekir ki; böylesine uzun mesafeler katedebilen bu atların yetiştirilmesinin de durması akıncılığın zayıflamasının başlıca nedenlerindendir.

Akıncılık genelde babadan oğla geçerdi.

100 kişiden daha az sayıda akıncıdan oluşan akıncı birliklerine “çete”, 100’den daha fazla akıncıdan oluşan birlikler “haramilik”, Akıncı Beyinin komutasında yapılan taarruzlar ise gerçek anlamda “akın” olarak adlandırılırdı.

Akıncılar düzensiz birlikler olmalarına rağmen her askeri birlik gibi komuta kademelerine ayrılmışlardı. Her on akıncıya onbaşı; yüz akıncıya subaşı; bin akıncıyı da binbaşı komuta ederdi.

Akıncılar, genelde orduların beş günlük mesafe ilerisinde yol alırlardı. Düşmana aman vermeyen bu akıncı birlikleri, ne zaman nerede ortaya çıkacakları belli olmadığı için birçok efsaneye de konu olmuşlardır.

Devlet tarafından akıncıların isimleri, eşkalleri ve toprağa (tımarlı) sahip olanlarının görülebileceği bir defter tutulurdu. Bu defterlerin birinci kopyası, merkezi yönetimde bulunurken diğer kopyası ise akıncıların bağlı oldukları eyalet ve uç beyliğinin kadılarında muhafaza edilirlerdi. Böylece akıncıların seçimi ve kimlik bilgilerinin kaydedilmesinde herhangi bir yolsuzluğa izin verilmezdi.

Akıncıların bazıları işleyebilecekleri topraklara sahipken birçoğu ise savaştan elde ettikleri ganimetleri 1/5’lik bölümünü devlete humus (pençlik) vergisi olarak ödedikten sonra geri kalan geçimini sağlarlardı. Bunun sebebi belirli bir maaşının olmamasıdır.

Akıncılar, kendi aralarında birtakım isimlerle anılırlardı.Bu gruplar içerisin en ilginci “Deli” adı verilen akıncılardır. Önceleri sadece Avrupa’da il sınır boylarında kullanılan deliler, “bayrak” adı altından 60’ar kişilik ocaklara ayrılırdı. Başlarındaki kumandanlara “delibaş” denirdi.

16. yüzyılda kurt, sırtlan, pars, gibi vahşi hayvanların derilerini giyen deliler, atları da akıncıların gibi çevik ve dayanıklıydı. Delilerin silahları ise, kılıç, kalak, mızrak, balta ve bozdoğandı.

16. yüzyıldan itibaren sayıları iyice azalan akıncılar, geri hizmetlerde kullanılmaya başlanmıştır. Akıncıların yerini bu dönemden sonra Kırım Hanları’nın emri altındaki Tatar askerleri almıştır. Akıncı adı 1826 yılında resmen ortadan kalkmıştır.

FACEBOOK HESABINIZ İLE HABERE YORUM YAPABİLİRSİNİZ
TARİH KURDU-
ENTERESAN HABERLER
NASIL YAPILIR
YAZARLARIMIZ
error: