Bozüyük Haber Ajansı | Bozüyük Haber

Uyanda balığa gidelim !

Beş dönem milletvekilliği, bir dönem belediye başkanlığınızda Bilecik’in ve halkının kaç sorununu çözüme ulaştırdınız? Hangi yaraya merhem oldunuz? Hangi hizmetlerin gelmesine vesile oldunuz?

HABER » KÖŞE YAZILARI » Uyanda balığa gidelim ! » Güncelleme Tarihi: 02 Aralık 2021 16:44
Uyanda balığa gidelim !

Değerli hemşehrilerim ; Memleket Partisi genel başkan yardımcıları ve milletvekillerinin Bilecik’e yapmış olduğu esnasında İzmir sayın Mehmet Ali Çelebi beyefendinin yapmış olduğu basın açıklamasında ilçemizin Küre köyüne yapılması planlanan Çimento fabrikasını TBMM’ye taşıyacağını söylemesinin ardından CHP sayın beyefendi de bu açıklamaya paralel bir açıklama yaparak Küre köyüne kurulacak Çimento fabrikasını meclis gündemine taşıyacaklarını beyan ederek memlekete ne kadar sahip çıktıklarını göstermiş oldu.

Günaydın!!! Uyan da balığa gidelim hesabı…
Peki sormazlar mı şimdiye kadar neredeydiniz? Aklınız neredeydi? İzmir Bilecik’in sorunlarıyla hemhal olup uğraşırken sizler Bilecik’e ve halkına, sorunlarına kör, sağır olup, görmezden gelerek kış uykusuna mı yattınız? Yoksa çokoprens mi almaya gittiniz?

İzmir sayın Mehmet Ali Çelebi’nin açıklamalarından sonra mal bulmuş mağribi gibi olaya balıklama atlayarak rol çalma çabaları iş güzarlıktan öteye gidemez.

Beş dönem milletvekilliği, bir dönem belediye başkanlığınızda Bilecik’in ve halkının kaç sorununu çözüme ulaştırdınız? Hangi yaraya merhem oldunuz? Hangi hizmetlerin gelmesine vesile oldunuz?

İktidar ve ana muhalefetten olmak üzere iki milletvekilimiz dururken İzmir milletvekilinin Bilecik’in sorunlarını gündeme taşıması ne kadar acı, ne kadar traji komik.

Bu vesileyle Memleket Partisi il başkanı sayın Hüseyin Korkman beyefendi şahsında tüm yönetim kurulu ve üyelerine, İzmir milletvekili sayın Mehmet Ali Çelebi beyefendiye çok teşekkür eder, çalışmalarında başarılar dileriz.

Bir memleketin sahibi siyasilerdir. Sahipsiz kalan bir memleketin batması haktır. Merkez ve bütün ilçelerde yaşayan halk olarak Bilecik’in sahipsiz olduğu konusunda hemfikiriz ve bu dertten sürekli yakınıyoruz. Bizler memleketimize sahip çıkmazsak kimse çıkmaz.

O halde el birliği ile memleketimize sahip çıkarak, kamuoyu oluşturarak siyasileri harekete geçirip onları hizmet edip çalışmaya mecbur edelim. Kim bu memlekete paslı bir çivi çakıyorsa başımızın tacıdır. Hizmetin büyüğü küçüğü olmaz. Kimin neye ne kadar gücü yetiyorsa onu yapar.

Bizler yapılan hizmete, yatırıma karşı değiliz. Bizler YOK sayılmaya, ADAM yerine koyulmamaya, FİKRİMİZİN, TALEPLERİMİZİN, ÖNERİLERİMİZİN görmezden gelinmesine karşıyız. Halka rağmen, dayatma ve zorlamayla hizmet olmaz. Devletin imkanları lütuf gibi sunulmaz. Toplumun istekleri, eldeki imkanlar dahilinde, onların refahı, mutluluğu ve müreffeh bir yaşam standardına kavuşturmak için hizmetler yapılır. Bu yüzden anayasamızda KAMU YARARI kavram ve kuramı vardır.

Dünya hızla küresel kıtlık ve yokluğa giderken, bizler mevcut tarım alanlarını daha da hızlı bir şekilde yok etmeye çalışıyoruz. Bizden önce yaşayan atalarımız aptal mıydı da yerleşim yeri olarak dağ, bayır, kıraç yerleri tercih ettiler.

Bizlerde inadına, tarım ve orman arazilerini, sulak alanları imara, yapılaşmaya, sanayi tesislerine açıyoruz. Sonrada gidip Somali’de tarım arazisi kiralıyoruz. Ukrayna çiftçisinin vede tarım ürünlerini ithal ettiğimiz diğer ülkelerin çiftçilerini kalkındırıp destek oluyoruz. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. İnsanın aklıyla alay etmek değil de bu durum?

Küre köyüne kurulacak olan Çimento fabrikasının gerekli fizibilite çalışması yapıldı mı? ÇED ( Çevre Etkileşim Değeri ) raporu hazırlandı mı?

Sosyo-ekonomik, kültürel getirisi-götürüsü hesaplandı mı? Köy halkı ve civar yerleşim birimleri konu hakkında bilgilendirildi mi?

İşletme şartları olacak? Günde kaç ton kömür yakılacak? Yakılacak kömür yerli düşük kalorili mi? Yoksa ithal kömür mü? Yakılan kömürün külleri ve diğer atıklar nerede depolanacak yada bertaraf edilecek?

Eğer yerli düşük kalorili kömür yakılırsa SO2 ( Kükürt dioksit ) ve diğer zehirli gaz ve atık oranı çok yüksek olacak, havayı ve çevreyi kirletecektir. Ayrıca yağan yağmurlarla birlikte bu gazlar ve havada asılı kalan zehirli partiküller ASİT YAĞMURU olarak verimli tarım alanlarına, insanların, hayvanların üzerine yağacak, çevreyi, doğayı, içme ve kullanma sularını zehirleyecek, yaşayan popülasyon tehlikeye düşecektir.

Kömür getir, kül götür. Ham madde getir, çimento götür, işleri için araç, insan trafiği, yoğunluğu, yol ve alt yapı sorunları için ne gibi önlemler alınacaktır.

Görüldüğü üzere bu soruları daha da çoğaltabiliriz. Aslında bu konuyu Nasreddin Hoca’nın bir fıkrası gayet güzel açıklıyor.

Hoca oğluna demiş ki ” Al bu testiyi, git çeşmeden su doldur getir. ” Ardından da çocuğun ensesine tokatı atarak ” Sakın testiyi kırma ” demiş. Yanında ki arkadaşı ” İlahi hoca, çocuk testiyi kırmadı ki, neden vurdun ? ”

” Testiyi kırınca başına ne geleceğini bilsin ki, ona göre gidip gelsin. Testiyi kırdıktan sonra dövsen, sövsen ne fayda ” demiş. Kıssadan hisse, liderlik, yöneticilik bilgi, birikim, kültür, ön görü gerektirir. Bir iş yaparken, dokuz ölçüp bir keser. İnce eleyip sık dokur.

Bütün olasılıkları ve senaryoları değerlendirir. Dağın ardından ki, yaklaşmakta olan tehlikeyi görüp gerekli tedbirleri alır. Eskiler boşuna tehlike gelmeden görenlere ABDAL, geldiğinde görenlere APTAL, gelse de görmeyenlere AHMAK dememişler.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi yüz yıl ilerisini gören liderden sonra gelenler maalesef ayak uçlarını bile görmemişler. Bu yanlış, hastalıklı tutum ve davranışlar hâlâ devam etmekte. İyi bir şey olduğunda herkes sahiplenmekte, kötü bir şey olunca herkes suçu bir başkasına atmakta, günlük politikalarla anı kurtarma yarışında. Sonrasında da KANDIRILDIK, YANILDIK, TÜH TÜH, VAH VAH serzenişleriyle, günah çıkartmanın kimseye faydası olmuyor ne yazık ki…

Oysa insan bütün hataları kendi yapacak kadar uzun yaşamıyor. Yapılan yanlış ve hatalardan ders çıkararak aynı hatalara tekrardan düşmemek adına tarih bilimi de bu yüzden var.

Muratdere sahası için Giresun ve Kütahya’da patlayan SİYANÜR BARAJLARINI ve sonuçlarını araştırdık mı? Bozüyük Kandilli ve Küre köylerine yapılacak çimento fabrikaları için diğer çimento fabrikalarının kurulu olduğu yerler ile iletişime geçtik mi? Gölpazarı ovasına kurulması planlanan organize sanayiyi neden kıraç ve dağlık alana yapmıyoruz?

Bizler paranın, gücün esiri olduk?
Götürün efendiler, götürün
Bu yağma sizin, gün sizin efendiler
Şölenler, törenler sizin
Gelin görün ki, ne yapsanız, ne etseniz de
Çare yok efendiler, sizde gelip, geçersiniz
Gelmiş ve geçmiş efendileriniz gibi
Bu memleket bizim efendiler bizim
Söylemek zorunda kaldığım için özür dilerim
Siz yinede yiyin efendiler yiyin
Bu iştah açan sofra sizin yiyin, yiyin

Doyuncaya, tıksırıncaya, patlayıncaya kadar yiyin demiş Tevfik Fikret yüz yıl önce…
Son nehir kuruduğunda, son ağaç kuruduğunda, son kuş öldüğünde, paranın yenmeyen bir şey olduğunu öğreneceğiz. Ancak iş işten çoktan geçmiş olacak. Oysa bu topraklar bize dedelerimizden miras kalmadı. Biz onu çocuklarımızdan ödünç aldık. Sevdalıyız biz bu vatana. Öfke doluyuz onu satana. Bu MEMLEKET BİZİM !!!

Sözlerimizi Cahit Sıtkı Tarancı’ya kulak vererek sonlandıralım.
Memleket isterim,
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun
Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun,
Memleket isterim,
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun,
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun,
Memleket isterim,
Ne zengin, fakir,
Ne sen, ben farkı olsun,
Kış günü herkesin evi barkı olsun,
Memleket isterim,
Yaşamak, sevmek gibi,
Gönülden olsun,
Olursa bir şikayet,
Ölümden olsun…

Saygılarımla….
İBRAHİM TORUN

ASAYİŞ HABERLERİ
SİYASET HABERLERİ
BÖLGEMİZDEN HABERLER
YAŞAMDAN HABERLER
TÜKETİCİ HABERLERİ