Milli Piyangocu "Uzun Ömer" | Bozüyük Haber Ajansı | Bozüyük Haberleri Bozüyük Haber Ajansı | Bozüyük Haberleri

Bozüyük Haber Ajansı | Bozüyük Haberleri

Bilecik’li meşhur Uzun Ömer kimdir ?

Bilecik’in Abbaslık köyünde (1919 – 1922 arası ) yılında doğmuştur. Annesi ile babasının 1922’de Yunan İşgalinde olan köylerinden kaçarak dağlarda yaşadıkları ve işgal sonrası köylerine döndükleri söylenmektedir. Uzun Ömer’in en bilinen özelliği devlik hastalığıdır ve yaşadığı dönemde dünyanın en uzun adamı olarak ünlenmiştir.

ANA SAYFA » TARİH » Bilecik’li meşhur Uzun Ömer kimdir ? Güncelleme Tarihi: 29 Aralık 2019 1:40
Bilecik’li meşhur Uzun Ömer kimdir ?

“Bilecik’li Uzun Ömer” (d.1919 ? 1922- ö. 4 Şubat 1960) ,gerçek adı Ömer Özkan olan İstanbul’da milli piyango bayiiliği yapan, 2.25 m. boyu ile ün yapmış biridir Bilecik’in Abbaslık köyünde (d.1919 ? 1922) yılında doğmuştur.

blank

Annesi ile babasının 1922’de Yunan İşgalinde olan köylerinden kaçarak dağlarda yaşadıkları ve işgal sonrası köylerine döndükleri söylenmektedir Devlik hastalığı ile ilgili olarak, ailesinin yoksulluk içinde yaşadıkları bir dönemde ak sakallı bir ihtiyara annesinin yardım etmesi sonrasında, ihtiyarın, “Allah sizden razı olsun, evinizde kıtlık olmasın, çocuğunuza iyi bakın” diye duada bulunduğu ve bundan sonra evdeki kapların yiyeceklerle dolduğu, Ömer’in boyunun bu nedenle uzadığı hakkında bir efsane vardır.

blank

Uzun Ömer, Sait Faik Abasıyanık’ın 13 Temmuz 1947 yılında yayımlanan, Uzun Ömer isimli hikayesine de konu olmuştur. Sait Faik, Uzun Ömer’den şöyle bahsetmektedir:
“Akşam olunca Ömer efendi gişesini kapar, Köprü’nün merdivenlerini uzun, dalgın bir hülya aleminde çıkar. Kendinden altmışar, yetmişer, seksener santim aşağıda insanların üstüne saffet dolu, hüsran dolu gözleriyle bakarak bir tramvay vatmanının yanında iki büklüm Beşiktaş’taki evine döner. Babasının yemeklerini yerler. Sonra tahtadan yapılmış hususi karyolası kırıldığı için yerde hususi yapılmış şiltesine uzanır, gözlerini kapar, helal süt emmiş bir eş düşünür.”

Sait Faik, bir elbiseyi kaça yaptırıyorsun diye sorduğunda Uzun Ömer, “Onu hiç sorma! Beş yüz liradan aşağı elbise dikmiyorlar bana” karşılığını verir. Yazar, “pabuçlar” deyince de, Uzun Ömer’in yarasına dokunur: “Hele pabuçlar! Yüz elli liradan aşağıya hiçbir kunduracı ayakkabı yapmıyor. Köselelerin de hali malum. Ne kadar kalın olursa o kadar çürük oluyor. Ne kadar yürümesen üç ayda parçalanıyor.” der.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra her ülke gibi Türkiye’de de yaşanan ekonomik sıkıntıların olduğu dönemde 9 Ocak 1942’de halkın temel ihtiyaçları vesikaya bağlanmıştır ve ekmek karne ile dağıtılmaktadır. Bu dönemde Cumhuriyet Gazetesinin 15 Nisan 1942 tarihindeki haberinde Uzun Ömer’den şu şekilde bahsedilmektedir:

“2 metre 25 santim boyunda ve 160 kilo ağırlığında, Bilecikli Ömer isminde birisi, dün sabah vilayette Belediye Başkanı Dr. Lütfi Kırdar’a müracaat ederek 300 gram ekmekle idare edemediğini ve ağır vücudu göz önünde tutularak, kendisine daha fazla miktarda ekmek verilmesini rica etmiştir.”

4 Şubat 1960 tarihinde,38 yaşında ölen Uzun Ömer özel bir tabutla defnedildi . 58 numara olan ayakkabıları Galata Köprüsü’nde uzun yıllar sergilenmiştir. Daha önceleri, boyunun uzun olmasından etkilenip izlemeye gelen insanlar daha sonra sergilenen ayakkabısını izlemeye gelmişlerdir .

FACEBOOK HESABINIZ İLE HABERE YORUM YAPABİLİRSİNİZ
TARİH KURDU-
ENTERESAN HABERLER
NASIL YAPILIR
YAZARLARIMIZ